Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Konuşması, 19.05.2009

Başkonsolosluk Hizmet Binası, Berlin, 19 Mayıs 2009
Sevgili Gençler,
Sayın Vatandaşlarımız,
Değerli Basın Mensupları,
Derneklerimizin kıymetli temsilcileri,

Bu yılki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımızı Berlin Başkonsolosluğu Hizmet Binamızda sizlerle birlikte kutlamak istedik. Bildiğiniz gibi, bugün ulu önder Atatürk’ün, I. Dünya Savaşı sonunda işgal edilen vatanımızı kurtarmak amacıyla Samsun'da yaktığı kurtuluş meşalesinin 90’ıncı yıldönümüdür.

19 Mayıs 1919 tarihi, Kurtuluş Savaşımızın başladığı Cumhuriyetimiz için çok önemli bir tarihtir. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Paşa'nın ve silah arkadaşlarının liderliğinde Türk Milleti'nin istiklalini kurtarmak yönünde azim ve kararlılığını ortaya koyduğu tarihtir. 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçmesi ile başlayan bir dizi olayın başlangıç noktası da olmuştur. Bu tarihten sonra Millî Mücadele hem askerî hem siyasî nitelik kazanmış; Amasya Genelgesini, Erzurum ve Sivas Kongreleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması izlemiştir.

Bu gelişmeler kurtuluş mücadelesine yeni bir ivme vermiş, Sakarya ve Dumlupınar zaferlerinin önünü açmıştır. Dumlupınar'da kazanılan büyük zafer daha sonra Lozan Antlaşması ile taçlandırılarak, Milletimizin esareti kabul etmeyeceği dünyaya bir kez daha ilân edilmiştir.

19 Mayıs 1919 Cumhuriyet tarihimizin başlangıcı, Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin temellerinin atıldığı gündür. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu kutlu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtıdır.

1919 dönemi Osmanlı ülkesindeki durum hakkında sizlere hatırlatıcı kısa bilgiler vermek istiyorum. I. Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu, diğer yenik devletlere kıyasla şartları daha ağır olan Sevres Antlaşması’nı imzalamak zorunda bırakılmıştır. Osmanlı ordusu terhis edilmiş; silâh ve cephanesine el konmuştur. Müttefikler, Antlaşma maddelerini isteklerine uygun bir şekilde uygulamaya; hatta Antlaşma hükümlerine aykırı olmasına rağmen, Anadolu’yu işgale başlamışlardır. 700 yıllık Osmanlı İmparatorluğu parçalanma ve dağılma sürecinin son aşamasına gelmiş; anavatan Anadolu bile büyük ölçüde kaybedilmek üzeredir.

Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın görevlendirilme gerekçesine aykırı hareketleri üzerine, 6 Haziran 1919'da Karadeniz'deki İngiliz Deniz Kuvvetleri Komutanı General Milne, Üçüncü Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa’nın faaliyetleri hakkında Osmanlı Harbiye Bakanlığına şikâyette bulunmuş ve karışıklıklara sebebiyet veren Mustafa Kemal Paşa’nın geri çağrılmasını talep etmiştir. Osmanlı Harbiye Nezareti bu talebe boyun eğmiş ve Mustafa Kemal Paşa’ya en kısa zamanda İstanbul'a dönmesi emredilmiştir. Paşa ise buna karşılık olarak, Harbiye Nezareti'ne ve Padişaha, sadece müfettişlik görevinden değil, aynı zamanda ordudan da istifa ettiğini bildirmiştir.

Mustafa Kemal, artık sade bir vatandaştır ve elinde hiçbir güç yoktur. Bunu, "Ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde hiç bir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu millete güvenerek yola çıktım." sözleriyle ifade edecektir.

Atatürk özetle, önce büyük bir komutan, siyasî bir deha ve ileriyi gören bir fikir adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kesin bir irade, şaşmaz bir sezgi, yanılmayan bir muhakeme kudreti, sarsılmayan bir otorite ve disiplin, Atatürk'ün karakteristik vasfıdır. O, ömrü boyunca kendisini ulusunun içinde ve ulusuyla beraber hissetmiştir. Savaşlardan devrimlerine kadar ne yaptıysa, Türk ulusunu kendi içinde ve dünya karşısında haysiyetli, hür, müstakil, büyük ve çağdaş bir ulus olarak yaşatmak için yapmıştır. Türk olmanın şuuru ve gururu, onun için her zaman tükenmez bir ilham kaynağı olmuştur.

Atatürk'e göre