Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Berlin Türk Cemaati (TGB) isimli çatı kuruluşu tarafından Aşure günü vesilesiyle Başkonsolosluğumuza bağlı Türkevi'nde düzenlenen Aşure programı, 03.11.2014

Değerli Misafirler,

Mübarek Muharrem ayının 10. Günü yani aşure günü vesilesiyle düzenlenen bu toplantıda, Berlin Türk Cemaati’nin düzenlediği program vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sizlere aramızda bulunmayı çok isteyen, ancak Berlin dışındaki başka bir toplantı vesilesiyle buraya gelemeyen Sayın Büyükelçimiz Hüseyin Avni Karslıoğlu’nun da sevgi ve selamlarını iletmek istiyorum.

Sevgili Canlar,

Kutsal bir ay olan muharrem ayında inancımıza göre pek çok mucize gerçekleşmiştir.
- Hz. Adem’in tövbesinin kabulu
- Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması
- Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i yararak firavunun ordusundan kurtuluşu
- Hz. Yusuf’un atıldığı kuyudan çıkarılışı
- Hz. İsa’nın doğumu ve semaya yükselişi
- Hz. Yunus’un balığın karnından kurtuluşu
- Nuh’un gemisinin tufandan sonra karaya oturması bu mucizelerin arasında sayılabilir.

Aşure Günü’nün de İslam tarihinde önemli bir yeri bulunmaktadır.
Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturmasının akabinde gemide kalan tahıllarla yapılan yemeğe aşure denmiştir. İnsanlığın kurtuluşu ve yeniden varoluşunu simgeleyen bu günü tüm insanlarımız, Alevisiyle, Sünnisiyle, aşure yaparak ve dağıtarak yad etmektedir.

Öte yandan Aşure gününün bu manevi güzelliklerinin yanı sıra, Muharrem ayında Kerbela karanlığının sıkıntısı da inançlı kimselerin bağrına bir ortak acı olarak yerleşmektedir.
Hicri takvime göre bundan tam 1375 yıl önce, hicretin 61. Yılının Muharrem'inin 10. Gününde Hazret-i Hüseyin Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Hz. Hüseyin ile birlikte ehli beytin 70 mensubu da katledilmiştir. Muharrem ayı böylece adeta bir matem ayına dönüşmüştür.
O elim hadisenin yıldönümünde Yüce Peygamberimizin torununu ve aile efradını, bir daha benzer acıların yaşanmaması, tüm Müslümanlar arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışmanın daim olması temennileriyle anmak istiyorum. Başta Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri olmak üzere tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Değerli Misafirler,

Bugün kullandığımız takvimle 1334 yıl önce meydana gelen bu elim olay tüm inançlı Müslümanların yüreklerini hala yakmaktadır. Alevi kardeşlerimiz Hz. Hüseyin’in katlinden önce uğradığı zulmü ve işkenceyi kendi bedenlerinde yaşamakta, onun susuz bırakıldığı 12 günün anısına Muharrem ayının ilk on iki gününü oruç tutarak geçirmekte ve onun çektiği acı ve sıkıntılara ortak olmaktadır. Bu çok anlamlı bir duruşun simgesidir.

Kerbelâ`yı anlamak, Kerbelâ`yı yaşamak, hakka, hakikate, hürriyete, adalete, ahlâka, erdeme ve onura sevdalı olmak demektir. Zulme karşı çıkmak ve zalimlere lanet okumaktır. Tarihin hangi döneminde olursa olsun, zalimler inananların vicdanında açtıkları yaralarla anılmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir: Zulüm hiçbir zaman karşılıksız kalmaz. Zalim her zaman kötülükleriyle anılacak ve bu dünyada da öbür dünyada da asla huzur bulamayacaktır.

Aşure, muhteviyatı itibariyle hepinizin bildiği gibi birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışma demektir. Yapılışında kullanılan birbirinden çok farklı malzemeler özelliklerini kaybetmeden aşureyle birlikte nasıl farklı bir lezzete dönüşüyorlarsa, farklılıklarımız da aynı şekilde bizleri besleyen, zenginleştiren en önemli unsurlardan biridir. Türk toplumunun birlik ve beraberliğinin sağlanmasında bize düşen aşure gibi olmak, herkesi, her değeri ve her farklılığı kuşatarak bir uyum tesis etmektir. Birlikte olmak isteyen herkese dostluk elimizi uzatarak sıcak kucağımızı açmamız gerekmektedir.

Bu ay vesilesiyle yapılan ibadetlerin ve tutulan oruçların yüce Mevlamızın katında kabul olmasını temenni eder, Almanya’da hayatın her alanında köklerimizden, dilimizden ve dinimizden kopmadan, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla yaşayabilmenize büyük önem verdiğimi bir kez daha vurgulayarak hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım.