Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

10 Kasım Atatürk'ü Anma Töreni, 10.11.2014

Değerli Misafirler,
Sevgili Gençler,

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 76. Yıldönümü. Bugün Atamızı anmak ve onun mirasına olan minnettarlığımızı ifade etmek üzere biraraya gelmiş bulunuyoruz.

Atatürk, katıldığı savaşlarda ve Millî Mücadele'de ortaya koyduğu askeri dehasıyla, Samsun’dan başlayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuyla ivme ve biçim kazanan ve Cumhuriyetin ilanıyla zirveye ulaşan ulus-devlet oluşturma sürecindeki örgütçülüğüyle ve Cumhuriyetin ilk döneminde gerçekleştirilen, zamanının en çağdaş seviyesindeki ekonomik, hukuki, siyasi ve kültürel inkılaplarda gösterdiği devlet adamlığıyla 20. Yüzyılın kuşkusuz en büyük lideridir.

Cumhuriyet’in ilk döneminde O'nun öncülüğünde hayata geçirilen reformlar, demokratik, modern, bağımsız ve kalkınmış bir Türkiye'nin temellerini atarak büyük bir dönüşüm ve modernleşme sürecini başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, o zaman başlatılan çalışmalar ve bugüne kadar sürekli harcanan çabalar ile bugün çevresinde ve küresel bağlamda saygın bir konuma sahip olan demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine dönüşmüştür.

Değerli Misafirler, Sevgili Gençler,

Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin sürekli gelişmesini, evrilmesini ve daima ilerlemesini ilke edinmiş bir devlet adamıdır. O‘nun ve dava arkadaşlarının bugünkü nesillere armağanı olan Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin büyüklüğünü, gücünü, özgüvenini, tarihteki ve uygarlığın gelişme sürecindeki rolünü gösteren bir eserdir.

“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyerek şahıslardan ziyade kurumlara, kazanılan değerlere ve bu değerlerin korunmasına dikkat çeken Atatürk’ümüzü anarken, onun ve dava arkadaşlarının attıkları sağlam temeller üzerinde hep yükselmiş, coğrafyası ve tarihi dolayısıyla ortaya çıkan tüm zorluk ve sıkıntılara rağmen ilerlemesini hep sürdüren Cumhuriyetimizin her zaman daha ileriye, daha müreffehe, daha insancıla, daha güzele yöneleceğine inancımı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Cumhuriyetimiz bunun için milletimizin köklü tarihi geleneklerinden ve kurucularının geleceğe dönük vizyonundan kuvvet almaktadır.

Öte yandan, Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının temel şiarı olan “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine de zalim diktatörlerin ve terör gruplarının yüzbinleri katlettiği, yeni nesillerin gözlerini mülteci kamplarında dünyaya açtığı ve insanlığın büyük bir sınavdan geçtiği bu günlerde daha çok ihtiyaç duyulduğu açık bir şekilde görülmektedir.

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler, Sevgili Gençler,

10 Kasım günlerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak, fikirlerini ve ideallerini incelemek ve genç nesillerimize aktarmak, ve elbette bıraktığı eseri sonsuza kadar yaşatmak kararlılığımızı vurgulamak için bir vesile olarak görüyorum.

Ülkemizin bugün sahip olduğu konum ve dinamizm Atatürk’ün bıraktığı eserin büyüklüğünü ortaya koymakta, O’nun diğer konularda olduğu gibi milletimize olan inancında da yanılmadığını göstermektedir.

Vatanımızın ve Türkiye Cumhuriyetinin gelişmesine katkıda bulunmak ve yeni nesillerimize aydın bir gelecek bırakmak, Türkiye’de ya da yurtdışında yaşayalım, hepimizin görevidir. Bunun için Atatürk ve dava arkadaşlarının kendilerine güven ve büyük özveriyle inşa ettikleri Cumhuriyetimizi korumak ve kollamak, birlik ve beraberlik şuuruyla yüzümüzü geleceğe dönmek, ufkumuzu geniş, hedeflerimizi yüksek tutmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce milletimizin unutulmaz önderi, tüm dünyanın takdirini kazanmış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun şahsında tüm dava arkadaşlarını rahmetle anıyor, Atamızın manevi huzurunda bir kez daha derin saygı ve minnettarlıkla eğiliyoruz.