Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Bayram Konuşması, 31.08.2011

Değerli Misafirler,

Ulusumuz ve tüm İslam dünyası için ayrı bir önemi olan Ramazan Bayramını idrak ediyoruz. Öncelikle hepinize hoş geldiniz diyor, sağlık, huzur ve mutlulukla dolu bir bayram diliyorum.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bayramlaşmamızı çatı kuruluşlarımız ve sivil toplumumuzun siz değerli temsilcileriyle birlikte gerçekleştirelim istedik.

Bayramlar, ailelerin ve dostların karşılıklı ziyaretlerle bir araya geldiği, küçüklerin sevindirildiği, düşkün ve muhtaç durumdakilerin hatırlandığı coşkulu günlerdir. Birbirleriyle görüşmeyenlerin görüşmeleri, dargınların barışmaları için de güzel vesilelerdir.

Bayramlar, kökeni, tecrübe ve birikimleri ve hatta inançları farklı olsa dahi insanlarımız arasında birlik ve beraberlik duygularının zirveye çıktığı dönemlerdir.

Saygıdeğer konuklar,

Türkiye ile Almanya arasındaki iş gücü anlaşması bu yıl 50. yılını geride bırakacaktır. Sözkonusu anlaşma çerçevesinde çalışmak üzere Almanya’ya gelen Türk insanı, geçen yarım asırlık dönemde olumsuz koşullara ve her türlü dezavantaja rağmen kendisine burada yeni bir hayat kurmuş, Alman ekonomisine ve toplumuna önemli katkı sağlamıştır.

Berlin ve diğer eyaletlerdeki Türkler, emek, beceri ve teşebbüsleriyle toplumda önemli mertebelere geldikleri gibi, Türkiye ve Almanya arasında işbirliğinin ve dostluğun köprüsü olmuşlardır.

Ne var ki, Almanya’da son yıllarda gündemin ön sıralarına çıkarılan “uyum” tartışmalarının zaman zaman buradaki vatandaş ve soydaşlarımızı üzen ve inciten bir boyut kazandığı gözlenmektedir. Yabancılara yönelik hakaret ve ırkçı söylem içeren yayınlar çok satan kitaplar listesinde zirveye çıkarken toplumumuzun haklı tepkilerine neden olmaktadır.

Bu yayın ve söylemlerin toplumda yankı bulmasına paralel olarak geçtiğimiz yıl içerisinde başta Şehitlik Camii olmak üzere çok sayıda cami ve ibadethaneye kundaklama girişimleri yapılmıştır. Camilerin dış duvarlarına sprey boyalarla ırkçı mesajların yazıldığı görülmüştür. 2011 Mart ayından bu yana Berlin’de binalara yönelik sayabildiğimiz 106 kundaklama olayı gerçekleştirilmiştir. Bunların önemli bir bölümü göçmen nüfusun ağırlıklı olarak ikamet ettiği semtlerde yapılmıştır.

Değerli misafirler,

Yukarıda değindiğim bazı olumsuz gelişmelerin, moralimizi bozmasına izin vermemeliyiz. Toplumumuzun mevcut sorunlarının çözümü ve konumunun daha da yükseltilmesi için el ele vermeliyiz. Gençlerimizin iyi eğitim almaları, yaşadıkları toplumun sunduğu fırsat ve imkânları daha iyi değerlendirmelerini sağlamalıyız.

Toplumumuzun, bilhassa gençlerimizin Berlin’deki siyasi ve sosyal yaşama daha aktif katılım ve katkı sağlamaları gerekmektedir. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarında daha çok Türk gencinin görev alması teşvik edilmelidir.

Bu amaçlara matuf olarak, sivil toplum kuruluşlarımızın, derneklerimizin daha güçlü ve profesyonel bir yapıya kavuşturulmalarının yolları aranmalıdır. İşadamlarımız ve meslek örgütlerimiz sosyal faaliyetlere sağladıkları desteği artırmalıdır. Derneklerimiz, farklı görüş ve çevrelere mensup olsalar dahi, Türkçe eğitimi başta olmak üzere Almanya’daki Türk toplumunu ilgilendiren ortak konularda güç birliği yapmayı bir alışkanlık haline getirmelidir.

Değerli misafirler,

Bildiğiniz üzere geleceğimizin en büyük teminatı çocuklarımızın eğitimidir. İyi eğitim, toplumumuzun buradaki geleceğinin de anahtarıdır.

Okulda ve ailede iyi eğitim ve terbiye almış, Türkçe ve Almancayı iyi bilen, ilave bir yabancı dile hakim ve kendilerini sürekli olarak geliştiren kişiler seçkin meslek sahipleri olarak sosyal hayatta iyi yerlere gelebilmektedirler.

Bu çerçevede, sivil toplum kuruluşlarımızın, aydınlarımızın ve basın-yayın organlarının öncelikli hedefi, Türk gençlerini ve velilerini eğitim konusunda bilinçlendirmek ve bilgilendirmek olmalıdır. Okulda, meslek eğitiminde, üniversitede ve kariyerde başarıya giden tek yol budur.

Diğer yandan, anadilimiz Türkçenin layıkıyla öğrenilmesi için çocuklarımızın, okullarda seçmeli ders olarak sunulan Türkçe derslerine mutlaka devam etmelerine ve yabancı dil olarak İngilizce öğrenmelerine özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu noktada en büyük görev, ailelere ve özellikle annelerimize düşmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan Bayramınızı bir kez daha kutluyor, sevgi, saygı ve hoşgörünün egemen olduğu, mutlulukların paylaşıldığı bir bayram geçirmenizi diliyorum.