Türkiye Cumhuriyeti

Berlin Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

29 Ekim 2016 Cumhuriyet Bayramı Resepsiyon Konuşması, 31.10.2016

Sayın Büyükelçim, Saygıdeğer Hanımefendi,
Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 93. yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. En büyük bayramımızda hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Türk milletinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde tüm çaresizliklere rağmen zaferle taçlandırdığı bağımsızlık mücadelesinin eseridir. Bu eser, milletine güvenen, geleceğe özgüvenle bakan, heyecan ve şevkle çalışan bir neslin bugünkü nesillere, yani bizlere armağanıdır. Cumhuriyetin temellerinde Türk milletinin onurlu duruşu, vatan sevgisi, egemenlik ve bağımsızlık iradesi yatmaktadır.

Bugün, başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyetimizin kurucularını, ülkemizin bağımsızlığı, birlik ve bütünlüğü uğrunda canlarını feda eden bütün aziz şehitlerimizi, istiklal ve egemenliğimiz için her şeylerini ortaya koyan kahraman gazilerimizi, 93 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yücelmesine katkı sağlamış herkesi derin minnetle anıyoruz.

Kıymetli Konuklar,
Türk devlet geleneğinin genç ve çağdaş temsilcisi Cumhuriyetimiz 93 yılda son derece sağlam kökler oluşturmuştur. 93 yıl önce nice badireler atlatılarak kurulan 13 milyonluk Türkiye’nin nüvesinden bugün, 78 milyonluk genç ve eğitimli nüfusu, rekabetçi işgücü, dinamik özel sektörü, ulaşım, telekomünikasyon ve enerji sektörlerinde gelişmiş teknolojik altyapısıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi olan Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin bu konumu, yurt içindeki vatandaşlarımız kadar yurt dışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın da on yıllar süren ortak çabasının bir sonucudur. Hiç şüphe yoktur ki, Türkiye çağdaşlaşma ve her bakımdan en gelişmiş ülkelerin seviyesini aşma yolunda koyduğu hedeflerine her türlü engelleme girişimlerine rağmen devam edecek ve Türk milleti tarihi yolculuğunda hep daha iyiye doğru ilerleyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, çoğulcu demokratik yapısı, dinamik ekonomisi, canlı kültürel hayatı, barış odaklı insani diplomasisiyle uluslararası toplumdaki saygın yerini koruyacak, dostlarına güven vermeye, geniş bir coğrafyadaki ülkeler ve halklar için umut kaynağı olmaya devam edecektir.

Değerli Misafirler,
Türkiye geçen Temmuz ayında çok ciddi ve vahim bir saldırıya maruz kalmıştır. 15 Temmuz günü, Türk milletinin iradesine, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine, milletin demokratik yöntemlerle seçtiği temsilcilerine karşı, on yıllardır devlet içerisinde yuvalanan Fetullahçı terör örgütü mensupları tarafından menfur, ağır bir saldırı yapılmış, bu saldırı, cumhuriyetine ve seçilmiş temsilcilerine sahip çıkarak destan yazan Türk halkı tarafından yenilgiye uğratılmıştır. Türk Milleti, FETÖ’nün darbe girişimine karşı, dayanışma içinde bağımsızlığımız, egemenliğimiz, devletimizin bekası ve milli irade konu olunca nasıl kenetlenebildiğini göstermiştir. Hepimiz böyle cesur, kahraman ve bilinçli bir milletin birer ferdi olmaktan bir kez daha gurur duyduk.

Bu terörist darbe girişimi ne yazık ki 242 şehide mal olmuştur. 2000’den fazla insanımız yaralanmıştır. Sizlerin huzurunda bir kez daha 15 Temmuz demokrasi şehitlerini minnetle anıyorum. Önlerinde saygıyla eğiliyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Değerli Misafirler,
15 Temmuz darbe girişimi milletçe dayanışma içinde olmanın önemini bir kez daha göstermiştir. Gün, ayrışma değil birleşme günüdür. Provokasyon girişimlerine, bizleri etnik kökenlerimize, inançlarımıza, giyim kuşamımıza, kaş-göz rengimize ve hayat tarzımıza göre ayrıştırmaya çalışanlara karşı uyanık olmalıyız. Çağdaş, çoğulcu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne hep birlikte sahip çıkmalı ve bu Cumhuriyete vatandaşlık bağıyla bağlı olan, teröre bulaşmamış herkesi kucaklamalıyız. En başta gelen vatandaşlık görevi budur.

Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,
Türk-Alman ilişkilerinde son dönemde Sayın Büyükelçimizin deyimiyle, “roller-coaster”a benzeyen, çalkantılı bir süreçten geçiyoruz. Ancak bu durum Avrupa’nın bu iki büyük ve önemli ülkesi için geçicidir. Kapsamlı siyasi ilişkilerimiz, 37 milyar Avro’ya varan ikili ticaret hacmimiz, yoğun ekonomik bağlarımız bulunmaktadır. NATO müttefiki olarak başta Suriye, Irak ve Ukrayna olmak üzere bölgesel gelişmelere benzeri açılardan bakıyoruz. Birçok alanda ortak çıkarlarımız bulunmaktadır. Ve tabii ki benzersiz insani bağlara sahibiz.
Almanya’yı vatan seçen tüm Türklerin içlerindeki Türkiye sevgisi, Türkiye ile Almanya’yı yakınlaştıran yürekten bir bağdır. Almanya’da yaşayan 3 milyonu aşkın insanımız, ülkelerimiz arasındaki ilişkiler bakımından çok önemli işlevlere sahiptir.

Kimliğini, kültürünü, inançlarını ve benliğini koruyarak, Türkiye’yle bağlarını kaybetmeden, çalışkan, başarılı, yasalara saygılı bireyler olarak beraberce yükselmek ve Almanya’daki hayata her alanda renk katarak Türk-Alman dostluğunu ilerletmek, Almanya Türk toplumunun hem kendisine hem de Türkiye’ye yapabileceği en önemli katkılardır.

Bu bağlamda, kültürel kimlik ve milli benliğin yeni nesillerimizde de gelişmesi ve korunması bakımından Türkçemizin çocuklarımıza aktarılmasının değerini bir kez daha vurgulamayı görev addediyorum. Başkonsolosluğumuzca düzenlenen Türkçe derslerine çocuklarımızın katılmalarını, sivil toplum kuruluşları tarafından sunulan Türkçe müzik, tiyatro, edebiyat ve diğer sanat imkanlarından faydalanmalarının sağlanmasını can-ı gönülden diliyorum.

Değerli Misafirler,
Konuşmamın son yani veda kısmına gelmeden önce, bugünkü Cumhuriyet Bayramı resepsiyonumuzda bizleri destekleyerek bu güzel akşamın düzenlenmesine büyük katkıda bulunan Titanic Oteller Grubu’na, değerli işadamları Saim ve Ahmet Aygün’e, sevgili Aytaç Aygün kardeşime ve Berlin eski Kültür Müşaviri ve Kültür ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Sayın Erol Özüdoğru’ya içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Kıymetli Konuklar,
Berlin’deki görevimi tamamlamak üzereyim. Ben ve eşim Birgit bu sene dördüncü ve son kez bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda sizlerle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu görevimin başlangıcından itibaren bana her konuda destek olan, kendisinden çok şey öğrendiğim, öğütleriyle bir çok hatadan kurtulduğum, talimatlarıyla başarılı işlere beraberce imza attığımız Sayın Berlin Büyükelçimiz Hüseyin Avni Karslıoğlu ve Muhterem Hanımefendi Sayın Gamze Karslıoğlu bizlerle birlikteler. Kendisi ve eşi Hanımefendi hayatımızda ve kalplerimizde müstesna bir yer edindi. Bugün Sayın Büyükelçimizin görev süresinin bittiği gündür. 31 Ekim’de resmi görevle katıldığı son etkinlik bizim resepsiyonumuz oldu. Kendisine ve çok değerli ailesine sağlıklı, huzurlu, esenlik dolu uzun bir ömür diliyorum.

Kıymetli Misafirler,
Biraz önce söylediğim gibi, ben de görev süremi tamamlamak üzereyim. Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak atama işlemlerim tamamlandı. Bu atama benim için onurların en büyüğüdür. Artık Berlin’den ayrılıyoruz. Dört yıllık görev süremde sizlerle elele, sizlerden güç alarak görev yaptım. Sizlere elimden gelen desteği vermek, hizmet etmek için var gücümle çalıştım. Büyük Önderimiz Atatürk’ün şu sözünü asla aklımdan çıkarmadım. “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır”. Elimden geleni yaptım. Bu sayede sizlerin hem sevgisine hem de büyük saygısına tanık oldum. Devletinize saygınızı, vatanınıza sevginizi bana ve eşime yansıttınız. Bunun için sizlere ve sizlerin vasıtasıyla görev bölgemizdeki Türk toplumunun bütün fertlerine derin şükran duygularımı sunuyorum. Görevim boyunca, benimle işbirliğini esirgemeyen, birlikte çalıştığımız Alman dostlarımıza, işbirliği ortaklarımıza, Berlin, Saksonya, Brandenburg ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinin yetkililerine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Huzurlarınızda bir gruba daha teşekkür etmek istiyorum. Bizim mesleğimizde başarı takım işidir. Takımınız olmadan görevinizi layıkıyla yapamazsınız. Benim takımım da Berlin Başkonsolosluğu’nun her seviyedeki çalışanlarıdır. Onlara huzurlarınızda kalpten teşekkür ediyor ve kuvvetli bir alkış istiyorum.

Ve son olarak, 16. Yüzyıl Türk divan edebiyatı şairi Bâki’nin çok sevdiğim iki dizesini sizlerle paylaşmak isterim:

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal, Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş... (Gökkubbede kalıcı olan sadece hoş bir sedadır)

Bu duygularla, hepinizin Cumhuriyet Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik eder, aramızda bulunan Alman ve diğer ülkelerden dostlarımıza bizlerle bu coşkulu günü paylaştıkları için memnuniyetimi ifade ederken, hepinize keyifli bir akşam ve hoş sohbetler dilerim.