AVRUPA’NIN TÜRKİYE ALGISI ADLI KONFERANS

A. Başar Şen 27.11.2014
İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ, UNESCO KÜLTÜREL DİPLOMASİ KÜRSÜSÜ VE BATI ARAŞTIRMALARI MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN “AVRUPA’NIN TÜRKİYE ALGISI" ADLI KONFERANS - 27 Kasım 2014

Sayın Milletvekili,
Sayın Mütevelli Heyeti Başkanı,
Sayın Dekan,
Değerli Akademisyenler,
İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ), UNESCO Kültürel Diplomasi Kürsüsü ve Batı Araştırmaları Merkezi’nin düzenlemiş olduğu bu toplantı vesilesiyle sizlerle birarada olmaktan mutluluk duyuyorum. Özellikle Türkiye’den ve diğer ülkelerden Berlin’e gelmiş olan değerli katılımcılara da Berlin’e hoşgeldiniz demek istiyorum. Paris ve Brüksel’den sonra şimdi de Berlin’de düzenlenen bu konferansın, tüm katılımcılar bakımından ufuk açıcı ve verimli olmasını diliyorum.
Değerli Misafirler,
Toplumsal ve siyasal gelişmeler şekillenirken hem karar vericiler, hem de kamuoyları düşünce, karar ve davranışlarını sadece reel ve gerçek verilerden yola çıkarak şekillendirmemektedir. Aksine, bu verilerin karar vericiler ve kamuoyları tarafından nasıl algılandıkları da, özellikle kitlesel karar ve davranış kalıplarının yorumlanmasında büyük önem taşımaktadır. Tarihsel bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, olumsuz algılar hükümetlerin düşmesine, toplumsal kaynaşmalara hatta devrimlere yol açabilmekte, olumlu algı ise, halkların sabır sürelerini uzatabilmekte, başarısız devlet adamlarına daha uzun iktidar süreleri sağlayabilmektedir. Hepimiz biliyoruz ki, örneğin olumlu bir marka algısı, aynı marka vasat bir ürün çıkarmışsa bile onu en iyi satan düzeyine ulaştırabilmekte, olumsuz bir üretim ülkesinden gelen çok iyi kaliteli ürünler dahi bazen alıcı bulamayabilmektedir.
Aynı şekilde, bir ülkenin başka ülkelerde nasıl algılandığı da o ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri bakımından günümüzde önemli roller oynayabilmektedir. Siyasetin, özellikle dış politika ve uluslararası ilişkilerin çoğulcu nitelik taşımaya başladığı, bilişim gereçlerinin gelişmeleri anlık olarak kamuoyuna aktardığı 21. Yüzyılın içinde yaşadığımız kesitinde algı ve özellikle yeni bir uzmanlık bilim dalı haline gelmeye başlayan “algı yönetimi” toplumsal ve siyasal hayat bakımından büyük önem taşır hale gelmiştir. Çünkü siyaset gibi çoğulcu ve çok yönlü hale gelen haberleşme ve iletişim araçları hem sosyal mutluluğa, hem de sosyal çalkantılara kolaylıkla yol açabilmeye imkan sağlar durumdadır. Günümüzde kamu diplomasisi modern devletler ve onların dışişleri kadroları için algı yönetiminin yumuşak ve açık, yani gizli yapılmayan bir yöntemi olarak vazgeçilmez bir faaliyet alanı olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Değerli Misafirler,
Algı ve Algı Yönetimi konularını değerli konuşmacılarımız birazdan daha detaylı bir şekilde ele alacaklar. Ben buradan Türkiye’nin Avrupa’da nasıl algılandığına dair bir-iki düşüncemi dile getirmek istiyorum. Yani Avrupa’nın Türkiye Algısını bizim nasıl algıladığımıza dair düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Bence, uygulamadan gelen bir devlet görevlisi olarak değerlendirmeme müsaade ederseniz, Avrupa’nın Türkiye ve Avrupa’daki Türklerle ilgili algısı birçok bakımdan sorunludur. Bu sorunluluk halinin doğal bir biçimde yanlış ya da yetersiz algıya mı yoksa güdümlü bir algı yönetimine mi dayandığını ise bizlere ancak bu işin uzmanları söyleyebilecektir.
Dünyanın GSMH bakımından 16. Büyük ekonomisine sahip, 1 Aralık’tan itibaren G-20’nin başkanlığını bir yıllığına üstlenecek olan Türkiye, Batı kamuoylarında hala gelişmekte olan, bir üçüncü dünya ülkesiymiş gibi değerlendirilmektedir. Sürekli olarak kırılganlığına vurgu yapılmak istenen Türk ekonomisi, bugün Avro bölgesinde çalkantılara neden olan banka sorunlarını 1990’lı yılların sonunda yaşamış, 2001 yılında alınan islah önlemleriyle bugün Avrupa’nın en sağlam bankacılık sistemlerinden birine sahip hale gelmiştir.
Uluslararası platformlarda ortalama şablonlarla yapılan insani gelişme endekslerinde geri kalmış gibi gösterilen Türkiye’de bugün irili ufaklı 180’den fazla üniversite faaliyet göstermektedir. Kadınların durumunun da aşırı sorunlu gösterildiği ülkemizdeki bu üniversitelerde kayıtlı olan 5 milyona yakın lisans ve lisansüstü öğrencimizin % 45’i, yani 2.2 milyondan fazlası kız öğrencidir. Üniversitelerdeki toplam öğretim elemanı sayısı 120.000’i aşmıştır ve bunların da 49.000’i, yani % 40’tan fazlası kadındır. Türkiye’deki hakimlerin üçte birinin kadın olduğunu, 78 bin avukatın 31 bininin, yani % 40’a yakınının kadın olduğunu da vurgulamak isterim. Sanırım, ve maalesef, bu oranlar “Türk Kadını” dediğinizde aklınıza gelen tabloyla örtüşmeyecektir.
Türkiye, artık, henüz tamamlanmamış da olsa, sanayileşmiş bir ülkedir. Avrupa'nın en büyük ikinci çelik üreticisidir. Yıllık toplam otomotiv üretimi 1.1 milyondan fazladır. Beyaz eşya sektörü yıllık yaklaşık 25 milyon adet üretim kapasitesi ile Avrupa’nın en büyük üretim üssüdür. Beyaz eşya sektörünün başlıca ihracat pazarı ise Avrupadır. THY boyutları ve kalitesiyle dünyanın sayılı havayolu şirketleri arasındadır.
Bunları söylerken elbette Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kadın hakları v.b. bakımlardan en gelişmiş ülke olduğu algısı yaratmaya çalışmıyorum. Elbette tüm bu alanlarda Türkiye’de de hala çözülmesi gereken sorunlar, alınması gereken mesafeler vardır. Ama Türkiye hakkında yaratılan algının da düzeltilmesi gereken yanları olduğuna işaret etmek istiyorum.
Aynı şekilde, detaylarına girmek istememekle birlikte, Almanya’da artık Alman toplumunun bir parçası haline gelen, buradaki hayata her alanda uyum sağlama bakımından çok büyük yol katetmiş bulunan, Almanya’da siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal her alanda önemli başarılara imza atan Almanya Türkleri hakkında yaratılmak istenen –ya da korunmak istenen - olumsuz algılarla da hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğine de bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.
Değerli Misafirler,
Bu düşüncelerle, bu konferansı düzenleyen İstanbul Aydın Üniversitesi yönetimine şükranlarımı sunuyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Muhammet Mustafa Çelik Başkonsolos
Pazartesi - Cuma

08:30 - 12:00

Hukuk Danışmanı: Salı-Çarşamba, 09:00 - 12:00 ( Tel: 030- 89680258)
1.1.2018 Yılbaşı Tatili
30.3.2018 Dini Tatil - Paskalya Arifesi
2.4.2018 Dini Tatil
1.5.2018 İşci Bayramı
10.5.2018 Dini Tatil - Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
21.5.2018 Dini Tatil - Küçük Paskalya
21.8.2018 Kurban Bayramı 1. Günü
3.10.2018 AFC Milli Günü
29.10.2018 Resmi Tatil- Cumhuriyet Bayramı
25.12.2018 Dini Tatil - 1. Noel Günü
26.12.2018 Dini Tatil - 2. Noel Günü